Aslında "Depremin" merkez üssü Suudi Arabistan. İlerde Suudi Arabistan da tutuklanan prens-es-lerin bölge siyasetini netleştireceğini kim söyleyebilirdi ?
Suudi Arabistan'da ne olduğuna dair birşeyler söyleyebilmek için ABD, Rusya, İngiltere ve Çin ilişkilerine göz atmak gerekiyor. Bu ilişkileri ise belirleyen CFR.
Şubat 2017 tarihinde CFR, ABD Rusya ilişkilerinin "Çerçeveli" olması ve Suriye konusunda Rusya ile Türkiye arasında daha fazla yakın ilişkiler geliştirilmesi gerektiğini Trump'un bu yolda ilerlemesini karara bağladı. Aynı zamanda Trump'un İran'ı Rusya üzerinden kontrol altına almasına imkan olmadığını çünkü "Dugin"in "Avrasyacilik" projesi genelinde İran'ın Rusya'nın en büyük müttefiki olduğunu, Rusya'nın ise Suriye ve Ortadoğudaki çıkarları için İran'dan vazgecmeyeceği ihtari yapıldı.
İngiliz Derin Devleti olarakta bilinen "Dış Politika ve Düşünce Kuruluşu", başta ABD olmak üzere birçok ülkenin politikasını belirleyen CFR, bir Nazi SS subayı olan Bernat tarafından kurulmuştu. Kuruluşa ise bugün yön veren "Ortadoğu'da" ki petrol gelirlerini elinde tutan çoğu yerde de "Dünyayı yöneten güçlü aile olarak" tanıtılan "Rodhschild" ailesidir.
CFR'ye bağlı Bilderberg Danimarka'da yapmış olduğu son toplantıda "Rusya, Çin, İran" ittifakının "Yeni Dünya Düzeni" açısından güçlü bir blok oluşturduğunu, Ab'liğinin çatirdamasi halinde ABD'nin gücünü kaybedeceğini söylemişti.
Buraya kadar anlattiklarımız tarafların nasıl şekillenmiş olduğunu kimin ekonomik ilişkiler etrafında kiminle nasıl bir "Denge" politikası içinde olduğunu göstermeye yetecektir.
2014 yılında ABD'de ki CFR toplantısında Cbaşkanı Erdoğan "Kendisine yönelik 2013 yılında girişilen devirme ve şahsına yönelik dolaylı yoldan "Dönemin Başbakanı" gösterilerek atfedilen suçlamaya işaret ederek bu komployu gündeme getirdi.
Suudi Arabistan'da aynı suçlama ile görevden alınan ve Suudi kralına suikast düzenlemekle suçlanan eski başbakan ve aralarında "Albaraka" bankasının hisse sahibi olduğu bazı prens-es-ler tutuklandı. Yeni Başbakan ve Dışişleri görevinide yürüten "Selman" tutuklamaların devam edeceğini söyledi. Türkiye'ye bağlılığı olduğu ileri sürülen prens-es-lerin tutuklanmasından önce Lübnan Başbakanı "Hariri" , "Riyad" da görevinden istifa ettiğini açıklamıştı. Lübnan Cumhurbaşkanının "istifası" kabul edilmedi aciklamasina rağmen "Hariri" Lübnan dön çağrılarına hiçbir karsilik vermeden sessizligini korudu. Şu an ise nerede olduğu bilinmiyor. Hariri'nin istifa ettiği gün başkent Bayrutta bulunan İran Cumhurbaşkanı Hameney'in basın sözcüsü Suriye'de PYD ve Daestan bazı bölgelerin alınacağını açıklıyordu.
Bundan 18 ay önce CFR, İsrail'in Lübnan'a savaş açacağını söylemişti. Haririn kendisine komplo kurulduğu ve öldürüleceği korkusu ile istifa ettiği söyleniyor. CFR'nin ise 18 ay once Lübnan'ın bir iç karışıklığa sürüklenerek işgale maruz kalacağı açıklaması var. Benzer bir komplonun Kuzey Irak'ta Berzani'nin Referandum süreci için de yapildıği söyleniyor. Berzani'nin Refandurum açıklaması ile Türkiye'deki bazı aşiretlerin ayaklanma çıkarmak için beklediği buna Berzani'nin engel olduğu söyleniyor.
Burada Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkinin boyutunun da irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum. Sisi'ye karşı Cbaskanligi seçimlerine aday olan Mısırın ünlü İnsan Hakları Savunucusu "Sisi"yi Suudi Arabistan ile işbirliği yapmak ve Mısıra ait iki adayı Suudi Arabistan'a vermek ile suçluyor.
Mısır aynı zamanda İsrail Filistin arasında "Tek Devlet iki Millet" projesinde de arabulucu. FETO operasyonu öncesi bu arabuluculuk görevini Türkiye yapıyordu.
Aynı zamanda Suudi Arabistan 12 devletin ordusundan oluşmuş "İslam Ordusu" adında ordunun kuruluşunda da görev almıştı.
Şimdi parçaları birleştirelim
*Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun külleri üzerinde kurulan ve tıpkı Türkiye gibi ( Lozan) bazı şartlar üzerine kurulan ülkelerin birinci vazifesi muhatap olduğu devlete karşı sorumluluklariydi. Muttefiklik adı altında yürütülen ilişkiler Uluslararası anlaşmalarla dizayn edildi. Bu anlaşmayı gerçekleştiren İngiltere muhatapliğini daha sonra ABD'ye bıraktı.
*Batı Medeniyetinin çökme ve yok olma riskine karşı 1993'lü yıllarda "Medeniyetler ittifakı" etrafında "Yeni Dünya Düzeni" adlı proje devreye sokuldu. Bu proje için "Bilderberg" Türkiye'de toplantılar yaptı ve 28 Şubat Darbesi gerçekleştirildi. Dönemin komutanlarından "Çevik Bir" -Darbeyi- İsrail için yaptık-, dedi.
*Cbaskani Erdoğan'ın CFR toplantısında ifade ettiği 2013 darbe girişiminde sahada en çok Rus, Alman ve İran ajanlari vardı. Türk yakın siyasi tarihine bu darbe girişimi "Alevi Ayaklanması" olarak geçti.
*Türkiye'nin desteklediği Katar'in "Müslüman Kardeşleri" desteklemesi nedeniyle Suudi Arabistan tarafından dışlanması konusu hala güncelliğini koruyor.
*Suudi Arabistan daha önce 11 Eylül saldırılarından ABD tarafından sorumlu tutulmuş ve El-Kaide'yi desteklemek ile suçlanmıştı. Trumbun damadının ziyaretinden sonra bir araya gelen Trump ve Suudi yetkililer dünyayı temsil eden bir küreye ellerini koyarak poz vermiş akabinde Kureselci kadroda yer aldıkları söylenen prens-es-ler tutuklanmış kabine değiştirilmişti. Suudi Arabistan petrol ihracatının enfazla olduğu ve ABD tarafından geliştirilen ARAMCO adında petrol sirketininde sahibi. 1973 yılında OPEC içinde yer alan Suud "İsrail'e Silah Satan Batılı ülkelere petrol ambargosu uygulayan ülkelerden biri.
*Suudi Arabistan'da ve Lübnan'da bunlar yaşamadan bir hafta önce Türkiye'de bir çok il ve ilçenin başkanları istifa ettirilmek suretiyle değiştiriliyor, Dugin'nin "B" planı bulun çağrısı üzerine "Kemalizm" met ediliyor, aynı zamanda Medreselere Hükümet ağzından Merdiven altı tabiri kullanılıyor, Diyanetin de desteklediği "İlımancı Reformist" karanlık odaklar Ehli Sünnet camiaya saldırı gerçekleştiriyordu. Onlara göre "Medreseler" Taliban yetistiriyordu . Katar'in ve Suudi Arabistanin maruz kaldığı suçlamanın bir nevi aynısı olan bu suçlamalar karşısında Diyanete ve Hükümete sert tepkiler verildi.
*ABD ve AB' ye göre "Skeys-picot" ile çizilen sınırlar değişmeli ve Batı adına bu toprakları yönetecek bir vekil ülke inşası gerceklesmeliydi. Eğer bu yapılmaz ise Batı Medeniyeti cokmekten başka bir sonuca ulaşmayacakti. Bölünmeyi ilk olarak Suriye'ye teklif ettiler.
Şimdi burada baş aktörlerin yanında küçük aktörlerin aslında büyük aktörlere göre şekil aldığı, yine küçük aktörlerin büyük aktörlere göre "Büyük Devlet Hayali" kurduğu, her baş aktöre göre herkesin kendi "Büyük Devlet Hayali" olduğu, kimin kim ile idare edildiği, hangi ülkenin hangi devlet için karıştırıldığı, küçük devletlerin kendi aralarındaki tedbir ilişkilerinden kaynaklı uluslararsı anlaşmalara zıt kaçaklarının kendilerine karşı nasıl bir silah olarak kullanıldığı görülebiliniyor mu?
İşin sonunda ne mı olacak ?
Hiçbirinin Büyük Ülke hayali gerçekleşmeyecek tatbiki...
Ortadoğu halkları birleşerek başlarındaki küçük kuklaları devirip kendine büyük devlet diyen bücürleri ait oldukları ortaçağ karanlığına gömecekler.
Çünkü biz halkların diplomatik ve bireysel ilişkilerini CFR belirlemiyor...
TAYYİP GÜLMEZ
TAYYİP GÜLMEZ

Yorumlar
Yorum Gönder