Tuz-hurma-tu
"Kelimelerin DNA'sı diye bir çalışma var bilmem biliyor musunuz? "Tuzhurmatu" Kürtçe -taze hurma - dut" anlamına geliyor. Neden "Türkmenlerin" yoğun yaşadığı bir bölgenin adı Kürtçe olsun ki ? Bu konu "Sumeroloji" alanına giriyor. Yeni Zelanda'daki bir üniversitede kurulan bir araştırma ekibi "Hint Avrupa" dillerinin Rus steplerinden değil Mezapotamyadan yayıldığını resmi olarak ortaya koydu. Buna göre Sümer dili Kürtçe imiş. İlk dil ilk Peygamberle yani Hz. Adem asv ile mevcuda geldiğine göre ve Hz. İbrahim asv ile Hz.Nuh asv 'da Mezapotamyadan çıktığına göre ve "Gilgamis" destanı sümer dillerinden "Babilce" ye cevrildigine göre Hz. Nuh ASM Sümer Devleti zamanında yaşamıştı. Hz. Nuh asv 900 yıl yaşadığını hesap edersek ve "Gilgamis" destanında bu "uzun yaşam" Hz. Nuh asv ulaşma ve bunun sırrına ermek etrafında uzun bir mücadeleyi anlattığını bu menkibenin Sumerceden "Babil" diline çevrildiği düşünülürse o zaman Hz.İbrahim ve Hz.Nuh asv Kürt'tü diye biliriz. Veya Kürtlerin ataları. Ve Resulullah sav "Ceddim İbrahim " ile başlayan soy kütüğüne atıf ile de Peygamber asv da Kürt'tü diye biliriz. Bütün bu "Kelime DNA"sı etraflı bilgiler ışığında o halde Kürtler -Kureysidir gibi bir sonuç doğar. Öyle mi ? Bilimsel ve Kelime DNA'sı öyle diyor.
Devam edersek "Sümer" alfabesinin tarih içinde değişim süreci izlendiğinde "Göktürk alfabesi, İbrani Alfabesi, Arap Alfabesinin" -Sumer- Alfabesinden doğduğu görülür. O halde Türklerde, Kürtlerde,Araplarda,Yahudilerde aynı ailenin mensubudur. Hz. Nuh asv tufanı baz alınırsa geriye sadece gemiye alınanlar kaldigina göre ki "Gilgamis" destanında bu yazar, öyle ise basit bir muhakeme ile bunların aynı ailenin topluluk haline dönüşmüş ve her birinin kendisini babasının ismine nispet eden ve soyunu ailesine bağlayanlar olduğunu söyleyebiliriz.
Bunun için sayfalar dolusu bilimsel tezler ortaya koymanın "İslâmî Kaynaklarca"da saçma olduğu görülecektir. Ne Türkler uzaydan gelmiştir nede Kürtler ! Aslında Kurt'te Turk'ten gelmiştir ya da Türk Kurt'ten meydana gelmiştir değilde aynı babanın çocuklarıdır dersek yani kureysi daha doğru olur. Ve çocukların babadan dolayı birbirlerine üstünlükleri İslam Esas'larina göre ancak -Takva- iledir.
Önce Emevi sonra Abbasi dönemlerinde Tuzhurmatu'ya yerleştirilerek sınır boylarının korunması amacıyla bölgeye getirilen Türkmenlerin "Abbasi ve Emevi" gibi İslam devletlerinde Ehli Sünnet itikadından Şia itikadına nasıl geçtikleri ve Kurtlerinde aynı akıbete nasıl uğradıkları zaman içinde meydana gelen hadiseler etraflı düşünülmeli.
Günümüzde nasıl ki aynı soyismine sahip bir aile içinde bir amca Akp, öbür amca CHP ve en küçüğü de hiçbirinden olmuyor ama aynı soyadını taşıyorsa aynı aileden olanların bir kısmı gelişen hadiseler etrafında o günkü Anlayış yani DİNİ düşünce içinde tercihlerinde farklılık gösterebiliyordu diyebiliriz. Dede zamanın Anlayışına göre Yahudi iken üç kuşak sonrası yine zamanın Anlayışına göre Müslüman olabiliyor. Veya Ehli Sünnet üzerinde iken birden Şii olabilir. Bu farklı ailelerden veya ırklardan oldukları anlamına gelmez. Buna göre bir Türk bir Kürt ehli sünnet olabileceği gibi şiide olabilir. Yine Irak'ta yaşayan Turkmenin Arapça konuşması veya Kürtçe onu Araptan uzağa düşürmez. Bu noktada ise Diller ve Dinler aile boy ve kavim ölçüsü değildir. Yani bir kişinin ehli sunnetten olması onu Türkmenlikten veya Kurtlukten çıkarıp Şii bir Turkmenden veya Şii Kurt'ten ayrı bir kavim yapmiyor. Genellikle Türkiye'de yaşayan Aleviler nerden geldik derken soy istinadi yaptıklarında kendilerine kök arayışlarında bu sorunu yaşarlar. Ya da nasıl Alevi Şii Kürt olabilir düşüncesinde olanlar vardır... Aynı anne babadan gelen insanları ne diller ne de farklı kardeşlerden gelmeleri ayrıştırıdı. Onları birbirinden ayıran Düşünce faaliyetiydi. Doğru olmayan düşünce faaliyeti ile Doğru Düşünce faaliyeti. Bu insanlık tarihi sürecinde ise Dil hiçbir zaman birleştirici ya da ayrıştırıcı özelliğe sahip olmadı. Tıpkı Sümerce konuşan kabileler gibi. Babilce veya Akatca konuşmak onları Sumerli olmaktan uzağa düşürmüyordu.
Türkmenlerin, Kürtlerin,Yahudilerin ve Arapların bir arada yaşadığı -Kerkük- "Bağdat" eyaletine Osmanlı zamanında bağlandı. Tuzhurmatu'da Kerkük mintikasina bağlı bir nahiye.
Şimdi Kerkük Türk müdür, Kürt müdür, Arap mıdır, Yahudi midir?
Bilimsel veriler ışığında değilde -Hakikat- etrafında yola çıktığınızda bu sonuçları Bilimsel Verilerde doğruluyor. Ve batı gün geçtikçe bu hakikatler karşısında dize gelirken kendi düşünce tarihinden gelen dogmalar ile sömürdüğü "Ortadoğu Halklarını - Ailelerini" birbirine düşürmeye devam ediyor. Kendi çıkarları doğrultusunda bölgede var olan "Medeniyetin Hakikatini" gizlemeye çalışıyor.
Çok basit kelimelerle cümlelerle ifade ettiğimiz bu hakikatler elbette inkar edilemez gerçekler. Eğer -Maymundan- geldiginize inanmıyorsanız.
&
ABD Pentagon Askeri Yetkilisi "İkby'nin referandum kararından vaz geçip, DAEŞ ile mücadeleye odaklanmasını" istedi. Yine Irak Başbakanı İbadi " İkby'nin Irak Anayasina aykırı davrandığını ve bölgedeki kaynakları korumak için Kerkuk'e girdiğini, İkby'nin DAEŞ ile mücadele etmeye devam edeceği yerde Anayasaya aykırı davranışlardan vaz geçmesi gerektiğini söyledi." Birbirine ne kadar da yakın söylemler bunlar.
Yerel halk ise "Irak'ın kaynaklarını korumak ve bu kaynakların Kürtler tarafından sömürüldüğü iddiası etrafinda " sloganik bir propaganda yaptılar.
Irak Anayasasında "Petrol gelirlerinin eşit dağıtılması ama önceliğin bundan mahrum edilen bölgelere ait olduğu, Arapça ve Kurtce'nin resmi dil olarak kabul edildiği ve ülkede iki eyalet olacağı" yazılıdır.
BM'nin ikinci körfez savaşı sonrası "Güvenlikli Bölge " ilan etmesi ile "Palementosunu" kuran Kürdistan Bölgesel Hükümeti Irak Kürdistanı Ulusal Meclisi'nin, yani "Parlamento"nun ortak oyuyla, Kürdistan bölgesinin halkı, Irak hükümeti ile gelecekte kuracağı anayasal ilişkinin türünü tercih etme konusundaki hakkını kullanmış ve bu vesileyle Irak Hükümeti'nin anayasal temeli olarak federalizmde karar kılmıştır; bu karara göre, Irak Kürdistan Bölgesi, Irak Federal Cumhuriyeti'nin gelecekteki bölgelerinden biri olma kararını almıştı.
Niye o zaman kararını Türkiye'ye bağlanmaktan yana kullanmadı. Türkiye'nin buna o sıralar Anayasal ve toplumsal olarak hazır olmaması olabilir mı?
Irak Kürdistan Federasyonu Anayasasına göre ; Madde 2: Kürdistan Bölgesi, 1970 öncesindeki sınırlarıyla Kerkük, Süleymaniye ve Erbil Vilayetlerinden, Duhok Vilayerinden ve yanı sıra Aqra, Şeikhan(Şexan), Sincar bölgelerinden, Ninova Vilayerindeki Zimar alt-bölge-sinden, Diyala Vilayetindeki Xanıqın ve Mandalı bölgelerinden ve El-Wasit Vilayetindeki Badra bölgesin-den oluşur. Yine ; Madde 4: Kürdisran Bölgesinin halkı Kürtlerden ve Türkmen, Asuri, Keldani ve Arap ulusal azınlıklarından oluşur ve bu Anayasa söz konuşu azınlıkların haklarım tanır. Madde 5: Kerkük şehri Kürdistan Bölgesi'nin başkenti olacaktır.
Kuzey Irak yönetimi Petrolün , 2014 yılında yüzde 50'sini Merkezi Irak yönetimine vermesine rağmen, Irak enerji bakanı Irak'ın içinde bulunmuş olduğu ekonomik darboğaz dan Kuzey Irak Petrollerinin Irak Kürdistan Bölgesi tarafından İran'a satılmasına bağladı.
Irak Kürdistan Bölgesel yönetimi sözcüsü Berzani, petrolun tamamını isteyen Irak Merkezi yönetimine rest cekerek Irak petrolünü Ceyhan boru hattı üzerinden tankerlere yükleyerek Rusya'ya ve Avusturya'ya sattı. Turkiye'de daha sonra hapis cezasına çarptırılan ve TMSF tarafından mallarına el konulan aynı zamanda "zimmetine" para geçirmek ile suçlanan "Mehmet Emin Karamehmetler" GENEL ENERJİ adında bu petrolun işletmeciliğini yapıyordu. Dediklerine göre ortakları Rothschild'ler tarafından Devletin hişmindan korunmamis yüz üstü bırakılmıştı.
Berzani'nin Merkezi Irak Hükümeti ve Abd'ye resti sonrası Musul DAES tarafından işgal edildi. Aynı günlerde Türkiye Akdenizde bekletilen petrol dolu tankerleri yola çıkardı.
Kuzey Irak Petrollerinin ABD,İran,İsrail tarafından paylaşılamadiginin kanıtı olan bu gelişmeler etrafında Kürt Refandumu sonucu meydana gelen Kerkük konusunun bir yüzü daha net incelenebilir.
Dün sırtını Türkiye'ye dayiyarak ABD ve Merkezi Irak yönetimine rest çeken ve petrolün gücünü kullanan Berzani'nin yanlız bırakılması projenin de değiştiğinin göstergesi değil mı?
Uluslararası güç dengeleri için Petrol mu yoksa Kürdistan'ın mı kurulması önemli veya sorunsalı o petrollerin -isbirlikci - yani müttefikler tarafından işletilmesi etrafında düşünülürse Kürdistan'ın kurulması pekte önemli değil ama kim tarafından kurulacağı önemli.
"Şii Hillali" projesi etrafında İran İstihbaratı tarafından bölgeye vali olarak atanan ve Haşdi Şabi Irak Şii kuvvetinin sözcüsü olduğu birkaç gün önce açıklanan Kasim Suleymani "Kerkük" olayları başlamadan yine birkaç gün önce Irak'a geldi ve Kurt Muttefiki Celal Telabaninin mezarını ziyaret etti. Körfez Savaşı'nda ve Kuzey Irak Kürtlerinin Saddam ile savaşında da İran muttefikligini sürdüren ve Halepçe katliamından sorumlu olan laik sosyalist Celal Telabanin partisi KYB aynı zamanda PKK 'nin lider kadrosu Alevi Türkmen Cemil Bayik herhangi bir Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Irak Merkezi Hükümeti arasındaki sürtüşmede taraf olmayacaklarını açıkladılar. Zaten bağımsız Kürdistan'a da karşı olduklarını da söylemişlerdi.
Öte taraftan Haşbi Şabi Türkmen sözcüsü Seyis Ali El-Huseyni İran Devrim Muhafızları
Haber Ajansı Tasnimnews'e "Tüm komutanlar İran İslam Cumhuriyeti'nin kollarında terbiye edildi. 30 bin Türkmen Haşbi Şabi'deyiz. Eğer Türkiye "Musul"a elini uzatirsa tüm Iraklı gruplardan önce biz Türkmenler o eli keseriz" açıklamasını yaptı.
Bütün bu açıklamalar yapılırken bazı kaynaklara göre savaşa taraf olmadığını söyleyen KYB ile ortak ideoloji mensubu ve merkezini İran'a taşıyan Pkk, Kerkuk'e giriş yapıyordu. Bazı kaynaklarca eski görüntülerin servis edildiği söylendi ve Türkiye'de bunun üzerinden algı operasyonu yapıldığı iddia edildi. Bütün bu olan bitenler etrafında KDB savaşı kaybetmiş peşmerge ise kaybetmenin üzüntüsü ile ağlıyor denilen görüntüler girdi bu sefer devreye.
Hâlbuki KYB'nin İran ile yaptığı ve ihanet olarak görülen anlaşmadan ötürü öfkeden ağlayan peşmerge soranca bilmeyenlerce böyle bir algı etrafında yayınlanan goruntuler ile Kerkük Savaşı'nı kaybeden olarak ilan ediliyordu. Türkmenler ise Kerkük'u geri almislar valilik binasına girmişler etraftan Berzani'nin resimlerini indirmeye başlamışlardı.
Suriye savasindan gördüğümüz ve öğrendiğimize göre herşeyin masada belirlendiği ve sahanın da buna göre sekillendirildiğidir. Ve sahaya önce haber ajanslarına servis edilecek piyonlar sürülür.
Şii Türkmenler bütün bu olaylar esnasında mezhebine olan bağlılığı ile takdir kazandı. Irkını ayaklar altına alıp dinlerine sahip çıkan Türkmenlerin Şii olanları masada kazanmış gorunsede Uluslararası Güçlerin her an dengeleri degistireceginden de pek emin değiller. Kısaca Kerkük savaşı asıl şimdi başlayabilir.
Bölgede Şii yayilmaciliğin karşısına DEAŞİ koyanlar ve sizin işiniz DEAŞ ile savaşmak diyenlerin birgün DEAŞ'in arkasındaki kuvvette olduğu görülecektir ümidini taşıyor ve hiçbir Hadise'nin Müesir olmadan meydana gelmeyeceğini hatırlatarak Şii Türkmenler kadar güçbirliği içinde olmayan bir Sünni Topluluk olduğunu, Kerkük olayı ile birkez daha Sunniligin nasıl bir reform ile içinin boşaltilarak degerlerinin hafife alındığının göründüğünü söylemek istiyorum.
Yarın Anadolu'nun göbeğinde zuhra gelecek bu Kerkük Haşbi Şabi azinligi karşısında ise dünyevi söylemler ile itikadı görüşler arasında sıkışıp kalacak olanların şimdiden Sünni yayilmaciligi önünde bir engel oluşturacaklarını Türkiye'nin Trump'un emri ile böyle bir evreye girdiğini ve bu evreye girerken ortada "İslamcı" geçinenlerin tekinin bile Devlet ile ilişkilerinin zarar görmemesi için konuşmadığını Şii itikat yayilmacılığına karşı durup mukavemet gostermediklerini, Trump'un "Ayasofya Acilmasin, Tarikatler Yasaklansin" emri ile Türkiye'de yaşanan Sünni Bloğun ortadan kaldırılarak Şiilesmis Sünnilere yol açıldığını ve Türkiye'nin bu çerçevede Şii Hillali projesine hazır hale getirildiğini bu işin içinde ister kemalist ister sunniden dönme mezhepsiz soyu olsun her isim ve kimlik altında Alevi ve Şii kökenden gelenlerin ortak bir çalışma ortaya koyduklarını belirtmek gerekir.
O zaman geldiğinde umarım sizi Türklük veya Kurtluk kurtarır.
Her ne kadar ancak Müslümanlıkla Türk veya Kürk olunuyorsada Şii Türk ve Kürtlerin tıpkı Kerkuk'te ortaya koyduğu birlikteliği Türkiye'de Sünni Türk ve Kürtlerin ortaya koyamayacagini Alevi Şii Kemalist Sosyalist kesimin yoğun bombardımanı altında bölünmüşlük yaşadıklarını bu bölünmüşlüğün Şii Hilaline hazırlık aşaması olduğunu biliyorsakta.
Buyrun buradan yakın;
Bozdağ: Irak’ın Kerkük’e yönelik attığı adımı önemsiyoruz. Türkiye Irak’ın egemenlik hakları ve toprak bütünlüğüne büyük önem vermektedir.
Buna göre BOP Yeni Osmanlı Projesi midir yoksa yeni Pers İmparatorluğu mudur ve bu isimler altında nasıl bir yeni dünya düzenidir etraflıca düşünmek lağzim.
TAYYİP GÜLMEZ

Yorumlar
Yorum Gönder