Ana içeriğe atla

GÜNDEM MAK-ARASI








Geçen sene itibari ile Müslümanları sokağa dökmek için ellerinden gelen herşeyi yapan ve hükümetin de göz yumduğu, Müslüman çoğunluğa aldırış etmeden üstelik Ramazan Ayında yürümeye kalkan ve bütün bu saygısızlığa susan ib-ne-dir?!



1993 yılına kadar -akıl hastası- damgası yiyen ve dünya üzerinde genel kabul gören bu görüşe göre de akıl hastası katagorisi içinde değerlendirilen ve ne yazık ki -bilimsel- olduğuna dayandırılarak akıl hastası olmadıklarını iddia eden bu yaratıkların dışlarını içlerine benzetme çabaları neticesinde ortaya çıkan deforme olmuş hallerine bakarak da ne olup ne olmadıklarını müşahade etmek zor olmasa gerek. Oktarın kediciklerinin 3. versiyonu olan bu mahlukların eğik bükük, şiş, yamuk, bakınca kusturan halleri her insan için bir ibret vesikasıdır.

Ruhun vücuda isyanı, ruhun Allah'ın yarattığı kalıba direnişi evet bir akıl hastalığı değildir bunun bilimsel bir kanıt olması onun Ruhi bir isyan olduğu gerçeğini örtbas etmeye güç yetiremez. Mevzu bilimsellikten ''Can Yücel''in dediği noktaya yani ''Göt Davasına' doğru kayarken, bu ruh hastalarını Ramazan Ayında sokağa çıkaran kanun ve bu kanunu çıkaranların da davalarının ne oluğu ne olmadığı belli olmuştur.


Ruhun kalıba göre şekil aldığı gerçeği karşısında işi bilimselliğe vurupta sapkınlıklarını gizlemeye çalışan nerdeyse Türkiye'nin her yerinde biten bu mahlukların kendi sapıklıklarına -hayvanlardan- örnek vermesi de gösteriyor ki, onlarda kendilerini bizim onları gördüğümüz katagoride görüyorlar. O halde sırtını -hayvanlık-a dayayan bu mahluklar da peşin peşin kabul etmiş oluyorlar ki -insanlık- dışılar.


Bir çoğu ameliyat ile dış görüntülerini değiştirmesine rağmen kendileri ile barışık bir şekilde yaşayamıyor, bundan ötürü intihar ettiklerini ve bu intiharlarla da aslında dediğimiz gibi bu işin -sapıklıktan- başka birşey olmadığını da itiraf etmiş oluyorlar...Kendisinin kadın olduğunu iddia eden bir erkek, estetik ameliyatlarla orasını burasını şişirip çekiştirince iddia ettiği gibi dış görüntüsü ile barışık yaşaması gerekirken bu değişime ayak uyduramıyor ve tercihini ölümden yana kullanıyor. Demek oluyor ki Ruh Kalıba göre şekil almak gibi bir zorunluluğa sahip...


Binlerce mahluk sokaklara dökülürken, milyonlar camide secde ediyor oruç tutuyor, mescitler dolup taşıyor...

Bu kadar ibadet bu kadar kalabalık varken bu sapıkların caddeleriniz de Allah'ın emrini çiğneyerek dolaşmalarına sessiz kalmanız size kimin emirlerine itaat ederek ibadet ettiğinizi sorgulatmalı. Yoksa Allah'ın işine gelen emrini yerine getirip işinize gelmeyeni görmezden gelmeniz başka türlü belalar olarak geri döner. Ve o yapılan ibadetlerin de bir anlamı olmadığını gösterir...Nihayetinde bu kadar kalabalık ve bu kadar ibadet ortada iken bu sapıkların size rağmen sokaklara dökülmesi de gösteriyor ki bu amellerinizin hükmü kalmamıştır.

"Hadîs-i Şerîfte Resûl-i Ekrem Efendimiz:

Yemin ederim ki, bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir (Berehût: Yemen'de Hadramut toprağında bir vadi, yahutta bir kuyu adıdır. Kamus tercümesi 1/550) . (Petroldür) O ateş içinde müthiş azap olduğu halde, insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzkü hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gök gürültüsü gibi korkunç gürültüsü (tayyare) olur, buyurdu. Bunun üzerine Huzeyfe (ra):

– Yâ Resûlullah, bu ateş o günde mü'min erkeklerle mü' mine kadınlara karşı (soğuk ve) selamet midir? diye sordu. Resûl-i Ekrem de:

– Mü'min erkeklerle mü'mine kadınlar nerededir? İnsanlar o gün eşeklerden daha kötüdür. İnsanlar hayvanların çiftleştikleri gibi çiftleşirler de orada onlardan herhangi birine:

– Dur, dur diye ikaz edecek hiç bir kimse bulunmaz."

Bu hadîs-i şerîf'i Ebû Nuaym rivâyet etmiştir.

(İmam-ı Şa'râni, "Ölüm-Kıyâmet-Âhiret", Hadîs No: 845, sayfa 461)




Kendilerine bir saldırı olduğunda sosyal ağa erişimi kısıtlayanlar ki herkes buna şahit yani bu güç kimde herkesin bilgisi dahilinde, birkaç sapık Ramazan ayında sokaklarda ''Göt Davası'' güdecek diye ''Allah'ın emirlerini hafife alan'' ve bunlara sosyal ağda örgütlenme imkanı sağlayıp yol verenler buna mukabil karşı gelen Müslümanların hesaplarını kapatarak ''Göt Davası'' güdenlerin avukatlığına soyunmakla, Batıya Batıcı anlayışa ne kadar karşı olduklarını da göstermiş oldular. Dolayısı ile Batıya kafa tutup içerde iki üç sapığa yol vermek gerçek manada Batıya kafa tutulmadığının da bu saatten sonra bir delilidir.

İb-ne-dir!?

Susanda, yürüten de, yürüyen de İb-ne-dir?!

Madem ki onlar ''Lut Kavminin Çocukları''yız diyorlar, o halde;

Bizlerde ''LUT KAVMİNE GÖNDERİLEN HELAKIZ !''

Yani

HELAKIYIZ !

O KAVMİN !



& & & & & & & & &


Kurtuluş savaşında Yunan'la savaştık, İngiliz'le savaştık, Fransız'la savaştık...Savaş bitince ilk işimiz bu savaştığımız ülkelerin kanunlarını ülke içinde silahla, idamla şunla bunla uygulamak oldu...Bu maddelerden oluşmuş bir tüzük Müslüman halkın -dünya görüşü- haline getirildi.

Öyle değil mi?

Dikkat edin...Son zamanlarda şunlar bunlar hain, onlarda ve diğerleri de aklanmış zavallılar...

deniliyor...Bu adamlar hain ise ve şunlar bunlar aklanmış zavallılar o halde bana bu kanunları yani o hainlerin tüzüğünü uygulayan kim?

Kim Müslümanları hapsediyor?

Kim LGBT'lileri yürütüyor?

Kim her yandan saldırıya geçti?

Kim bizi kuşatıyor?


Kim hain?

Tıpkı 28 Şubat öncesi büyük bir kuşatmanın altındayız...

Ve sanıyoruz ki düşmanla savaştık, kovduk ve denize döktük...

Halbuki tüzükleri çoooktan -dünya görüşümüz- oldu bile!

Bunu etrafta bozulan İslami Camiadan ve yine bu camiayı bozmaya çalışan

Kadın sesli erkek kılıklı alim kisvesinde dolaşan cahillerin konuşturulmasından da anlayabilirsiniz...



& & & & & & & & &


Ahir zaman hadislerinde söz edilen adaya asker çıkarması mevzusu etrafında

O -ada- Katar olabilir mi?

Doğrusunu Allah bilir elbette...

Ancak Haçlıların ilk çıkacağı -ada- olması ve bu çıkarmanın 3. Dünya savaşının diğer adı ile Melhame-i Kübranın başlangıcı sayılması ve bununda 2017 yılının son günlerinde vuku bulacağı hesap edilirse bu kadarda tevafuk olamayacağı görülür...




Tayip Gülmez




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kim, Kim"dir -Horuzun Öttüğü Vakit - (2.Bölüm)

Günümüz Müslümanlarının en büyük problemi Hz.Mehdi asm var mı yok mu düşüncesi. Kur'anı Kerimi aklı ile anladıktan sonra ''Peygamber''e de luzum bırakmayan bir topluluk için elbette ''Melhameler'' yani meydana gelen hadiselerin bir önemi yoktur.  Tıpkı ''Meteryalist'' kafadakilerin bunlar ''Metafizik'' saçmalıklar diyip kestirip atması gibi. Peygamber''e luzum ve ihtiyaç bırakmayan yani ''Peygamber''siz İSLAM, daha doğrusu ''Diyalogçu'' zihniyetindeki adamlara aradan ''Peygamber''i çıkardığında İSLAM'da kalmaz dediğinde ''aval, aval'' suratına bakar. Bir kişinin ''Müslüman'' olması ancak ve ancak ''Peygamber''e BİAD ile mümkündür. Kur'anı Kerimde ''Allah ve Resulüne'' itaat emri bunlara uğramamıştır. Peygamberi aradan çıkardığında ''ŞERİAT''e kalmaz. ŞERİAT Peygamber a...

GILGAMIŞ ve DİL / İNSANLIK TARİHİ (Akamenya İmparatorluğu ve Aramice (Süryanice) BÖLÜM 2

Akamenya İmparatorluğu ve Aramice (Süryanice) Bir araştırmaya göre Hz.İbrahim asm, MÖ 2000 yılında yani Hz.İsa asm'dan 1000 yıl önce  Asurilerin(Süryani) kurduğu Babil İmparatorluğunda yaşamıştır. Konuya giriş yapmadan önce ''Miladı'' takvim denilen ve Hz.İsa asm'ın doğum gününü baz alan takvimin doğru bir takvim olmadığını söylemeliyiz. Hz.İsa asm'ın doğum gününden önce  tarih zaman akışını ''0'' olarak ele alır ve bir italyan'a göre de 1 Ocak'ta Hz.İsa asm'ın doğumu ile tarih zaman akışı başlar. Buna göre Hz.İsa asm'dan önceki zaman dilimleri için M.Ö ibaresi kullanılır. Miladı takvime göre konuşursak Hz.İbrahim asm bundan 3017 yıl önce, Hz.İsa asm 2017 yıl önce Hz. Nuh asm ise 4017 yıl önce Peygamberimiz asv ise 1600 yıl önce  yaşıyorlardı. İbn-i Arabi'nin ''Fütuhat-ı Mekkiye'' adlı eserinde Peygamber asv'mdan nakledilen bir hadiste şöyle buyrulmuştur. ''Yüz bin Ad...

GÜNDEM MAK-ARASI

KIY-AMET  / GÜL-MEZ Sayın Okuyucular Bugünlerde her ne yazsam gündem öyle bir hızla değişiyor ki ne diyeceğimi ne konuşacağımı şaşırıyorum. Sanki bütün dünya birleşmişte beni yalancı çıkarmak için uğraş veriyor. Tam bir -BAŞ-MAKALE yazıp ünlü olayım diyorum, bi bakıyorum bir anda gündem değişiyor. Benim dediklerim çöpe gidiyor tabi. Şimdi nerden çıktı şu Mescid-i Aksa ? Ne güzel konuşuyor yazıyor çiziyor size de bal gibi okutuyordum. Ben ne talihsiz adamım hiç mi hayatımda bir gün bile yüzüm Gül-meyecek ! Anam adımı Tayip Gülmez koymakla bana kötülüğün en büyüğünü etmiş mi oldu şimdi? Gerçi anamın ne suçu var  Dünyada  artık öyle şeyler oluyor ki, kim olursa olsun YALAN söyleyen herkesi hiç abartısız ANLINDAN mıhlıyor. Ve söylediklerini boşa çıkarıyor. Ne kadar PUTU dikilmiş heykel varsa bir bir yıkılacak bir zaman diliminin içine düştük sanki. Bende kalem sallayan halkın aklına üfleyen bir sanatkar olarak galiba böyle bir PUTSAL duruşun yı...