Ana içeriğe atla

ZİKİR VE BEYİN

Yaşadığımız çağda hızla gelişen bilim bize göstermiştir ki evrendeki her şey enerjiden oluşmaktadır.


Modern bilim insan organizmasınında sadece moleküllerden oluşan fiziksel bir yapı olmayıp, tüm evrende olduğu gibi, onunda bir enerji bütünü olduğunu söyler. Buradan hareketle insanda bir enerjidir dersek bilimsel açıdan yanlış bir şey söylemiş olmayız.

Ayrıca insanın gördüğü, dokunduğu ve hissettiği her şey de belli bir titreşimle hareket eden enerjidir. Müşahhas varlıkların yani maddenin enerjisinden bahsettik lakin bir de mücerret varlıkların titreşimleri ve bu titreşimlerden hâsıl olan enerji vardır.

Mesela gün içerisinde ağzımızdan dökülen kelimelerinde kendilerine özgü frekansları olup bu frekansta titreşirler. Bir kelimenin tekrarı olan zikr bu tekrar edilen kelimenin frekansına uygun bir enerji üretir ve oluşan bu enerji beyindeki diğer hücrelere ulaşarak onlarında devreye girmesini sağlamakla beyin kapasitesini artırdığını söylebiliriz. Ancak bu söylenenlerden anlamsız bir kelimeninde sürekli tekrar edilmesi sonucu aynı etkilerin olacağı anlaşılmamalıdır. Aksine kelimelerin işâret ettiği mânâlar kişinin bilincinde oluşmadan, beyinde o mânâyı kodlayacak olan yeniden şekillenmiş sinir ağları da oluşamaz. Yalnız zihinde anlam oluşturabilen kelimeler, hisler beyni yeniden kodlayabilir.

Beyinde yeni sinir hücrelerinin ve bağlantılarının oluşumu hissedilen mücerret mânânın algıladığımız madde-zaman boyutundaki yansımasıdır. Yâni, yeni nöron ağların kurulmasının şartı, işaret edilen mânâyı/yaşamı tefekkür etmek ve nihayetinde yaşamakla mümkündür. Kısaca zikri kelimenin tekrar yolu ile frekansı nispetindeki enerji ve mânâsının beyne(bilince) sirayet etmesi olarak tanımladıktan sonra zikirin insan psikolojisindeki etkisine değinelim: Bizler her zaman mükemmel davranmayız,olumsuzluklar yaşar,olumsuz ruh durumunun içinde bulunur,kötü huylara sahip olur hatta bu durumların sonucu olarak bazen psikolojik illetlere maruz kalırız. Eğer kötü huylarımızı iyi huylara çevirmeyi başarırsak olumsuzlukları büyük ölçüde kendimizden uzak tutmayı başarmış oluruz. Yerleşik olan zihin kalıplarını yenileriyle değiştirmek(kötü huyları iyileriyle değiştirmek) ve zihni yeniden programlamak olumsuzlukları hayatımızdan tek tek atacaktır. Peki yerleşik olan zihin kalıplarını yenileriyle nasıl değiştirebiliriz? Bu değişimin beyin tarafından kabul edilebilmesi için beynin aktif çalışma halinden çıkarılıp, mesajları kolaylıkla içselleştirebileceği bir dalga düzeyine indirilmesi sağlanmalıdır. İşte zikirde gerçekleşen olay beyni bu dalga düzeyine indirmesidir. Sürekli zikir eden kişilerin huylarındaki,davranışlarındaki değişimin sebebi beyni bu dalga düzeyine indirip zikrin mânâsına göre yeniden kodlamasıdır. Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).

Bilgehan Sayın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kim, Kim"dir -Horuzun Öttüğü Vakit - (2.Bölüm)

Günümüz Müslümanlarının en büyük problemi Hz.Mehdi asm var mı yok mu düşüncesi. Kur'anı Kerimi aklı ile anladıktan sonra ''Peygamber''e de luzum bırakmayan bir topluluk için elbette ''Melhameler'' yani meydana gelen hadiselerin bir önemi yoktur.  Tıpkı ''Meteryalist'' kafadakilerin bunlar ''Metafizik'' saçmalıklar diyip kestirip atması gibi. Peygamber''e luzum ve ihtiyaç bırakmayan yani ''Peygamber''siz İSLAM, daha doğrusu ''Diyalogçu'' zihniyetindeki adamlara aradan ''Peygamber''i çıkardığında İSLAM'da kalmaz dediğinde ''aval, aval'' suratına bakar. Bir kişinin ''Müslüman'' olması ancak ve ancak ''Peygamber''e BİAD ile mümkündür. Kur'anı Kerimde ''Allah ve Resulüne'' itaat emri bunlara uğramamıştır. Peygamberi aradan çıkardığında ''ŞERİAT''e kalmaz. ŞERİAT Peygamber a...

GILGAMIŞ ve DİL / İNSANLIK TARİHİ (Akamenya İmparatorluğu ve Aramice (Süryanice) BÖLÜM 2

Akamenya İmparatorluğu ve Aramice (Süryanice) Bir araştırmaya göre Hz.İbrahim asm, MÖ 2000 yılında yani Hz.İsa asm'dan 1000 yıl önce  Asurilerin(Süryani) kurduğu Babil İmparatorluğunda yaşamıştır. Konuya giriş yapmadan önce ''Miladı'' takvim denilen ve Hz.İsa asm'ın doğum gününü baz alan takvimin doğru bir takvim olmadığını söylemeliyiz. Hz.İsa asm'ın doğum gününden önce  tarih zaman akışını ''0'' olarak ele alır ve bir italyan'a göre de 1 Ocak'ta Hz.İsa asm'ın doğumu ile tarih zaman akışı başlar. Buna göre Hz.İsa asm'dan önceki zaman dilimleri için M.Ö ibaresi kullanılır. Miladı takvime göre konuşursak Hz.İbrahim asm bundan 3017 yıl önce, Hz.İsa asm 2017 yıl önce Hz. Nuh asm ise 4017 yıl önce Peygamberimiz asv ise 1600 yıl önce  yaşıyorlardı. İbn-i Arabi'nin ''Fütuhat-ı Mekkiye'' adlı eserinde Peygamber asv'mdan nakledilen bir hadiste şöyle buyrulmuştur. ''Yüz bin Ad...

GÜNDEM MAK-ARASI

KIY-AMET  / GÜL-MEZ Sayın Okuyucular Bugünlerde her ne yazsam gündem öyle bir hızla değişiyor ki ne diyeceğimi ne konuşacağımı şaşırıyorum. Sanki bütün dünya birleşmişte beni yalancı çıkarmak için uğraş veriyor. Tam bir -BAŞ-MAKALE yazıp ünlü olayım diyorum, bi bakıyorum bir anda gündem değişiyor. Benim dediklerim çöpe gidiyor tabi. Şimdi nerden çıktı şu Mescid-i Aksa ? Ne güzel konuşuyor yazıyor çiziyor size de bal gibi okutuyordum. Ben ne talihsiz adamım hiç mi hayatımda bir gün bile yüzüm Gül-meyecek ! Anam adımı Tayip Gülmez koymakla bana kötülüğün en büyüğünü etmiş mi oldu şimdi? Gerçi anamın ne suçu var  Dünyada  artık öyle şeyler oluyor ki, kim olursa olsun YALAN söyleyen herkesi hiç abartısız ANLINDAN mıhlıyor. Ve söylediklerini boşa çıkarıyor. Ne kadar PUTU dikilmiş heykel varsa bir bir yıkılacak bir zaman diliminin içine düştük sanki. Bende kalem sallayan halkın aklına üfleyen bir sanatkar olarak galiba böyle bir PUTSAL duruşun yı...