Ana içeriğe atla

YAĞMURCU

Gök gürültüsü sesi, yarı uyanık yarı uykulu tebessüm ederek

-''Yağmurcu Geliyor''  diyerek uyandım...

Garip bir durum olduğunun farkına varmam pek zaman almıyor...Hava hiç yağacakmış gibi de durmuyor...Perdeyi hafif aralayıp gökyüzüne bakıyorum, gökyüzü her zaman ki gibi yıldızlarla donatılmış, ışıldıyor...Ne şimşek çakmış gibi bir durum nede öyle bir hava var...

Öbür yanıma dönüp uyuyorum...

''Yağmurcu Gelecekmiş'', tebessümlü halim devam ediyor...İçimde ise tuhaf çocuksu bir sevinç...



                                                    ****


Bolu'nun tropik iklimi andıran havasına bolca yayılmış yeşillik de dahil olunca buraları cennetten bir köşeye dönüşmüş...Acaba burayı cennete çeviren bu durum mu yoksa O'nun burda olması mı?

Herkesten önce gelmenin avantajı olsa gerek...

-Selamun Aleyküm

diyerek bekliyorum...

Bir anda gökyüzündeki bütün beyaz bulutlar gök gürlemesi ile bir araya geliyor...Çocukken bulutları birşeylere benzetmeye çalışırken,

-A a a şu balığa ne kadar da çok benziyor

diyorduk...

Nasıl olduysa tepedeki bütün bulutlar bir araya geldi...Ben koca bir arenada görsel bir şöleni seyrediyormuş gibi bir hisle, gözüme görünen tepelerin arasındaki yarıkta şekilleri belirleşen bulutların ihtişamlı şöleni etrafında pür dikkat kesilmişken, birden bulutların dev bir adamı ortaya çıkardığına şahit oluyorum...

Elinde bastonu üzerinde cübbesi sarıklı bir ''Dev Adam'' ...

Derken hafif hafif yağmur yağıyor...İnce ince yağan  rahmet yağmurunun altında

-Ne tarafta ?

 diye soruyorum,

Onbeş veya yirmi tane kuş bir anda çaprazımdaki avludan gökyüzüne doğru uçuşuyorlar,

O tarafa yönelip tekrar selam verdiğimde, aşağıdan kardeşlerin sesi geliyor...

Bugün doğum günü...

Bin bir imkansızlık içinde bir tek gül gönderemediğim için resmini çizmiştim...Bir kağıdın üzerine çizdiğim gülü bir mezarın üzerindeki güle benzetmek için öyle uğraştım ki, sanat manat düşünecek halim yoktu...Yıllar sonra ilk kez yine resim çiziyordum...Biraz daha amatörce...

Ve sonunda o koyu kahverengi toprağın üzerindeki ''Gül'' e benzedi...bu sefer bir kağıt parçasına çizilmiş bir gül değil canlı canlı  bir gül gönderecektim...


Bir tanesini gönderdim ve bir tanesini de kuruttum...

Kuruttuğum gülü mavi seccademin içine sardım...seccademin köşesindeki tesbihe dolanmış bir yeşil örtünün içinde dualarımızın kabulune karşılık sahibine ulaştırdım, tamı tamına iki yıl sonra ...O seccade kıymetlimdi...Üzerinde ettiğim her dua kabul olmuştu çünkü...

-''Aleyküm selam, Aleyküm selam...''


                                                 ****


Yağmurlu bir havada öğle saatleri...

İbrahim beni arıyor,

-''Abla O geldi, hemen Bakırköye gelmelisin...''
-''Hemen geliyorum İbrahim''

diyorum...

Can havli ile bir taksi çevirip biniyor ve şöförden olabildiğince hızlı bir şekilde beni adrese götürmesini istiyorum...

Elim ayağım saçlarım bile  titriyor... bir yandan sevinç bir yandan endişe bir yandan korku, acaba altında ne var, şimdi durduk yerde bunun anlamı ne?  Gibi kıvrandıran sorular eşliğinde, İbrahime

-Al bu telefonu arkadaşların hepsini buraya çağır, söyle herkes birbirine haber versin !

diyorum...Birkaç kişiyi arıyor, o ona, öbürü buna derken herkes orda...


Zaman akmak bilmiyor...derken hava kararıyor...derken bir yağmur !
Alabildiğine iri ve şiddetli bir yağış...

Kapıda bekliyoruz...

İçerden gelecek haberi ...yağmur o kadar şiddetli ki sırılsıklam olmuşum...Suratımdan, saçımdan, elbiselerimden de yağmur yağıyor...Bir ara şalımı alıp kafama örtüyorum...Nafile !

Ünsal abi öyle görünce beni

-''Senin şemsiyen yok mu !''

diyor...

-''Yok, önemli değil zaten...''

diyorum...

Ünsal abide durumdan dolayı gergin...Sinirli tarafına gelmeyeyim diye kapıdan uzaklaşıyor az ötede bir aşağıya bir yukarıya çıkıp iniyorum...

Faydasız... şalda ıslanınca ağırlaşıyor ve ıslanmaktan korumak yerine daha çok ıslanmama neden oluyor...Şalı alıp sıkıyorum...

Foşşş diye bir ses...Ünsal abi duyuyor tabi sesi...bu sefer sert bir şekilde

-''Geç şu arabaya diyor !''

Arabada bir kaç bayan var...

İstemeye istemeye gidiyorum ama iyi ki de gitmişim...

Bir gün önce  ''Yağmurcu Geliyor'' diye uyanışım geliyor aklıma...

Sonra içimden,

-''Henüz  bir iki gün olmuştu kitaba başlayalı''

diye geçiriyorum...


                                           ****

Annem anlatıyor,

Vaktin birinde bülbülün biri güle anlatmış, o kadar çok anlatmış ki o kadar çok şey söylemiş ki, en sonunda anlatmaktan ve söylemekten dolayı  kahrından ölmüş...

Acaba diyorum,

''Bülbül'' bilse sonunda öleceğini anlatır mıydı bu kadar çok şeyi ''Gül''e...

-Sonunda doğuş varsa neden anlatmasın ki?

diyor annem...



                                           *****

Burası yerin altı, sican gibi varlıkların ilerleyebileceği solucan uzantılarına benzeyen yollar var...Arkamdan birisi çekiştiriyor...

-A a a a sen bensin, ne diye çekiştiriyorsun beni?!

-Yahu gidelim burdan ne kadar da meraklısın, anlamıyor musun halimden korkuyorum...

-Korkacak ne var? Bak bu çok enteresan bir yol...galiba çıkış burdan...

-Arkadaş biz burdan çıkamayız başımıza bir iş gelecek...

-Söylenmeyi ve beni çekiştirmeyi bırakta işimi yapayım...

Aslında pekte haksız sayılmaz öteki ben...Kendi dünyanda yaşarken ne diye başka bir dünyayı arıyorsun ki? İyi de toprağın altında ne işimiz var...Ciddi ciddi orda yaşıyormuşuz...

-Bak gördün mü? Seni korkak...O deliği görüyor musun? Işığı...

-Gitme bak başımıza bir iş gelecek !

-Korkma beni takip et...

Işık o delikten öyle güzel süzülüyor ki, karanlık kapkaranlık bir dünyayı aydınlatıyor...Su gibi mi desem ay ışığımı desem...ne desem de tarif etsem...

Derken gözlerimi kamaştıran ışığın geldiği deliğin tamda altındayım...Korka korka başımı delikten yukarı çıkarıyorum...

Gözlerim nerdeyse şiddetli ışıktan dolayı kör olacak...

Birde ne göreyim,

Şaha kalkmış bir deniz...

Ve...


Neslihan Dağcı
























Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kim, Kim"dir -Horuzun Öttüğü Vakit - (2.Bölüm)

Günümüz Müslümanlarının en büyük problemi Hz.Mehdi asm var mı yok mu düşüncesi. Kur'anı Kerimi aklı ile anladıktan sonra ''Peygamber''e de luzum bırakmayan bir topluluk için elbette ''Melhameler'' yani meydana gelen hadiselerin bir önemi yoktur.  Tıpkı ''Meteryalist'' kafadakilerin bunlar ''Metafizik'' saçmalıklar diyip kestirip atması gibi. Peygamber''e luzum ve ihtiyaç bırakmayan yani ''Peygamber''siz İSLAM, daha doğrusu ''Diyalogçu'' zihniyetindeki adamlara aradan ''Peygamber''i çıkardığında İSLAM'da kalmaz dediğinde ''aval, aval'' suratına bakar. Bir kişinin ''Müslüman'' olması ancak ve ancak ''Peygamber''e BİAD ile mümkündür. Kur'anı Kerimde ''Allah ve Resulüne'' itaat emri bunlara uğramamıştır. Peygamberi aradan çıkardığında ''ŞERİAT''e kalmaz. ŞERİAT Peygamber a...

GILGAMIŞ ve DİL / İNSANLIK TARİHİ (Akamenya İmparatorluğu ve Aramice (Süryanice) BÖLÜM 2

Akamenya İmparatorluğu ve Aramice (Süryanice) Bir araştırmaya göre Hz.İbrahim asm, MÖ 2000 yılında yani Hz.İsa asm'dan 1000 yıl önce  Asurilerin(Süryani) kurduğu Babil İmparatorluğunda yaşamıştır. Konuya giriş yapmadan önce ''Miladı'' takvim denilen ve Hz.İsa asm'ın doğum gününü baz alan takvimin doğru bir takvim olmadığını söylemeliyiz. Hz.İsa asm'ın doğum gününden önce  tarih zaman akışını ''0'' olarak ele alır ve bir italyan'a göre de 1 Ocak'ta Hz.İsa asm'ın doğumu ile tarih zaman akışı başlar. Buna göre Hz.İsa asm'dan önceki zaman dilimleri için M.Ö ibaresi kullanılır. Miladı takvime göre konuşursak Hz.İbrahim asm bundan 3017 yıl önce, Hz.İsa asm 2017 yıl önce Hz. Nuh asm ise 4017 yıl önce Peygamberimiz asv ise 1600 yıl önce  yaşıyorlardı. İbn-i Arabi'nin ''Fütuhat-ı Mekkiye'' adlı eserinde Peygamber asv'mdan nakledilen bir hadiste şöyle buyrulmuştur. ''Yüz bin Ad...

GÜNDEM MAK-ARASI

KIY-AMET  / GÜL-MEZ Sayın Okuyucular Bugünlerde her ne yazsam gündem öyle bir hızla değişiyor ki ne diyeceğimi ne konuşacağımı şaşırıyorum. Sanki bütün dünya birleşmişte beni yalancı çıkarmak için uğraş veriyor. Tam bir -BAŞ-MAKALE yazıp ünlü olayım diyorum, bi bakıyorum bir anda gündem değişiyor. Benim dediklerim çöpe gidiyor tabi. Şimdi nerden çıktı şu Mescid-i Aksa ? Ne güzel konuşuyor yazıyor çiziyor size de bal gibi okutuyordum. Ben ne talihsiz adamım hiç mi hayatımda bir gün bile yüzüm Gül-meyecek ! Anam adımı Tayip Gülmez koymakla bana kötülüğün en büyüğünü etmiş mi oldu şimdi? Gerçi anamın ne suçu var  Dünyada  artık öyle şeyler oluyor ki, kim olursa olsun YALAN söyleyen herkesi hiç abartısız ANLINDAN mıhlıyor. Ve söylediklerini boşa çıkarıyor. Ne kadar PUTU dikilmiş heykel varsa bir bir yıkılacak bir zaman diliminin içine düştük sanki. Bende kalem sallayan halkın aklına üfleyen bir sanatkar olarak galiba böyle bir PUTSAL duruşun yı...